Friendster images

www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws

SEN KAÇ İSTEDİĞİN KADAR. SINIRLAR KOY, DUVARLAR ÖR. EN KUYTU KÖŞELERE SAKLAN. KAPAT GÖZLERİNİ, BAKMA HİÇBİR YERE. ŞİDDETLE KARŞI KOY SANA UZATILAN ELE. KAZANAMAZSIN BU SAVAŞI. AŞK GELMİŞSE BİR KEZ, MUTLAKA ELE GEÇİRECEKTİR SENİ... SaNa DaiR... - Blogcu



SaNa DaiR...

10/6/2007 - Benim Aşkim Daha Büyük Diyen Var Mi? Buyrun Bakalim...

Kategori: Hayata Dair

Bu tamamen gerçek bir hikaye ve aşkın sadece insanlara ait olmadığının bir fotoğrafı. japonyada evini yeniden dekore ettirmek isteyen bir adam evin bir duvarını yıkar. japon evlerinde genellikle iki tahta duvarın arasında bir boşluk vardır ve duvar yıkıldığında adam o boşlukta ayağından çivilenip kalmış bir kertenkelenin gözlerine baktığını görür. çok üzülür ama aynı zamanda cok da meraklanır.çünkü büyük ihtimalle kertenkelenin ayağına giren çivi ev yapıldığı esnada, yani yaklaşık on sene evvel çakılmış olmalıdır. peki ama o zaman kertenkele burada hiç kıpırdamadan ve yemek yemeden nasıl yaşamış olabilir? adam bunları düşünürken o sırada bir başka kertenkelenin ağzında yiyecekle gelip ayağından çivilenmiş olana verdiğini görür. bu sonsuz sevgi karşısında açıkça sersemler! tam on yıl boyunca sevdiğine yemek taşıyan kertenkelenin aşkından ayda bir sevgili değiştiren insanların alacağı çok önemli dersler olmalı...


BENİM AŞKIM DAHA BÜYÜK DİYEN VAR MI? YORUMLARINIZI BEKLİYORUM..

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/6/2007 - Babama

Kategori: Duygusal Yazi

ben sana ne yaptımki? ne yaptımki bana bu kadar uzak bana bu kadar yabancısın....

bir günümü nasıl geçiriyorum haberin var mı? nerdeyim ne yapıyorum canım sıkkın mı başım belada mı biri bana bi laf mı etti sınavlarım ne alemde ders çalışıyormuyum günde ne kadar harçlık alıyorum en çok hangi yemeği severim neler yapmaktan hoşlanırım hangi davranış beni deli eder bi fikrin var mı?

annemden boşanınca bizden de mi boşandın baba.hiç mi aklına gelmiyoruz.bi çocuğu dünyaya getirip ondan vazgeçmek bu kadar kolay mı?

sen bilmiyormusun ne benim ne kardeşimin senden sevginden başka hiç bir beklentimiz yok ya da işine mi gelmiyor bunun böyle olduğunun farkında olmak.eğer bunun farkında olursan bizimle vakit geçirmek zorunda kalmaktan mı korkuyorsun?

sen bu yazıyı hiç okuyamayacaksın belki ama bunu okumak için harflere ihtiyacın yok bir kez gözlerime baksan okuyabileceksin zaten.ama sen bundanda korkuyorsun.açık olmaktan her şeyi masaya yatırmaktan korkuyorsun.galiba bizi eksik bırakmanın hesabını veremeyecek olmaktan utanıyorsun.işin garip kısmı 6 ay görüşmeyip bi gün benim aramamla ayarlaığımız bir görüşmede hiçbir şey olmamış gibi prenseslerim siz benim dünyamsınız demekten utanmıyorsun.hangisi daha çok acıtıyor içimi bilmiyorum yüzüme karşı söylediğin yalanlara sessiz kalmakmı yoksa bunları bana babamın söylediğinin farkında olmak mı?
şunu bil kardeşimi bilmem ama ben sayende oldukça eksik ve güvensizim erkeklere ya ayrılırsam ya çocuklarımı mutsuz edersem diye evlenmeyi bile düşünmüyorum.

allah'tan annemiz canımız yanımızda.hep dolduruşa geldiğimi sandın.ama benimde bi beynimin ve kendime ait duygularımın olduğunu hiç aklına getiremedin.ben iyiyi kötüyü doğruyu yanlışı kendim görebiliyorum.her zor anımda keza her mutlu anımda annem yanımda.işte doğru olan ve gerçek olan bu.yanlış olansa senin yokluğun.şimdi söylermisin bana bunun neresi dolduruş ben annemin yanımdalığını hissettiğim kadar seninde yokluğunu hissedebilirim.bu duygular dolduruşla var edilebilecek şeyler değil.

şimdi sana son kez soruyorum cevap veremeyeceğini bilsemde son kez soruyorum baba ben ve kardeşim sana ne yaptıkki yanımızda değilsin,sana ne yaptıkki bizi sevmiyorsun,ne yaptıkki sana bize o kıza sarıldığın gibi sarılmıyorsun?

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/6/2007 - Ben Keşkelere Elveda Dedim!

Kategori: Siir

                             

  İçimden gelmiyor artık senin için ağlamak.
Senli hayallere dalmak gelmiyor işte ..
Dualarıma seni katmayalı çok oldu .
Rüyalarımdan da sildim seni .
Ben keşkelere elveda dedim!

Al senin olsun,sevgin, aşkın... al senin olsun.
Nasıl yaşamak istiyorsan, kiminle istiyorsan yaşa.
Al senin olsun yaşamak istediklerin…

Bıraktım artık sevgini, bıraktım artık eskileri…
Ve sildim anıları kafamdan, sildim yaşadıklarımızı, paylaştıklarımızı, birlikte ağladığımız günleri sildim
Arkadaş olduğumuz günleri de sildim.
Kilit vurdum anılara ve kapattım bir sandığa her şeyi.
Kilidini de attım denize, bir daha bulmayayım diye.

Kızgınım sana, Kızgınım bu vurdum duymazlığına.
Ve kendime kızgınım.
Niye değer verdim, niye bende unutmadım, niye bu kadar güvendim diye, sen güvenimi boşa çıkarttın.
Sana bıraktım sevgileri, sana bıraktım dostlukları ve sana hediye ediyorum. Yalnız yaşanıyorsa sevgiler, yalnız yaşanıyorsa dostluk, al kendin yaşa, paylaş tek başına.
Yalnızlıksa tercihin, al senin olsun.

Yok saydım seni, bundan sonraki her baharı sensiz karşılayacağım.
Her sonbaharda hüzünleri unutacağım sana inat.
Bundan sonraki her yaza sensiz gireceğim, yine sevinçle.
Ve her kışı sensiz yaşayacağım zemherisiyle...
Geçerken her mevsim, sensizliğe üzüleceğim...
Yinede bırakmayacağım sevinçlerimi.
Ve sen bensizliğe alışmaya çalışacaksın.

Gidişin kalacak sadece aklımda ve o gidişle yaşayacağım sensizliği. Sensizliğe inat, sana inat, her günü yaşayacağım hiç olmamışsın gibi.

Al senin olsun gidişler... AL SENİN OLSUN HER ŞEY... keşkelere elveda dedim ben....

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

31/3/2007 - GüL ßahçesi...

Kategori: Hayata Dair

Zamanin birinde bir kasabada yasayan dünyalar güzeli bir kiz varmis..

      Bu kiz öyle güzelmis ki çok uzak sehirlerden ve ülkelerden çok zengin, çok yakisikli, asil pek çok delikanli onu görmeye gelirmis.. Kendisiyle evlenmek isteyen nice prensi nice sovalyeyi reddeden güzel kiz kimseleri begenmezmis.. Bu arada ayni kasabada yasayan ve bu kiza asik olan genç bir delikanli da bu kizi istemis.. Ama kiz onu da reddetmis.. Aradan uzun yillar geçmis.. Bizim delikanli kasabadan ayrilmis ..Kendine baska bir hayat kurmus ve evlenmis, çoluk cocuga karismis..

      Birgün yolu bir zamanlar yasadigi güzel, küçük kasabaya düsmüs.. Orada tanidik birine rastladiginda aklina bir zamanlar orada yasayan dünyalar güzeli kiz gelmis ve ona ne oldugunu sormus.. Yasli adam önünde gül bahçesi olan bir evi göstererek kizin evlendigini söylemis.. Bizimki bir zamanlar herkesi reddetmis olan kizin kocasini pek merak etmis..

      Bir gün gizlenip kocasini evden çikarken görmüs.. Kizin kocasi sisman, kel ve çirkin mi çirkin bir adammis.. Üstelik zengin bile degilmis.. Çok merak eden adam kocasi gittikten sonra evin kapisini çalmis.. Kiz kapiyi açinca kendini tanitmis ve neden böyle bir adamla evlenmis oldugunu sormus.. Kiz da ona arkasindaki gül bahçesinden en güzel gülü koparip getirirse cevabi verecegini bu arada tek sartinin bahçede ilerlerken geriye dönmemesi oldugunu söylemis.. Adam da bunun üzerine yüzlerce güzel gülün oldugu bahçede ilerlemeye baslamis.. Birden çok güzel sari bir gül görmüs..

      Tam ona dogru egilirken biraz ilerde kocaman pempe bir gül gözüne carpmis.. Tam ona uzanirken daha ilerde muhtesem güzellikte kirmizi bir gül goncasi görmüs.. Derken bir de bakmis ki bahçenin sonuna gelmis ve mecburen oradaki bir gülü koparip kiza götürmüs.. Bahçenin en güzel gülünü getirmesini beklerken kiz bir de ne görsün yapraklari solmus ciliz bir gül.. Bunun üzerine adama dönen kiz söyle demis: "Bak gördün mü? Her zaman daha iyisini bulmak isterken ömür geçer ve sen en kötüsüne razi olmak zorunda kalirsin.. Bu yüzden gençlik elden gitmeden elindekiyle yetinebilmeyi ögrenmek gerekir.."

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

25/2/2007 - KEŞKE DEMEMEK İÇİN...

Kategori: Hayata Dair

Çocukluğumdan beri dar mekanlardan sıkılır ve bu tür yerlerden
feryat edercesine uzaklaşırdım. İleri yaşlarda bunun bir hastalık olduğunu
anlamış, fakat bu illetten bir türlü kurtulamamıştım...
Oysa ki dar mekanlara, simdi ister istemez girecektim...
Beni sarıp sarmalamışlar ve uzunca bir tabuta yerleştirmişlerdi.
Çevremde dolaşanların sesini gayet iyi duyuyor ve gözlerim kapalı olmasına
rağmen, her nasılsa onları görebiliyordum...
- Genç yasta öldü zavallı, diyorlardı. Halbuki yapacak ne kadar çok is
vardı...
Gerçekten de bir çok isim yarım kalmıştı. Mesela oğluma iyi bir işyeri
açamamış, araba ile renkli televizyonun taksitlerini henüz bitirememiştim. Büyük bir firma kurup dostlarımı orada toplamak da artık hayal olmuştu. Üstelik kış çok yaklaştığı halde odun- kömür isini halledememiş ve çatının akan yerlerini aktaramamıştım...
Yarıda kalan islerimi arka arkaya sıralarken, kulaklarımı çınlatan
bir sesle irkildim Sanki mikrofonla söylenen bu ses, beynimin en ücra köselerinde yankılanıyor ve : "Geçti artık, geçti.."diyordu...
İçimden "Keşke geçmemiş olsaydı." diyordum. Nereden basıma gelmişti
o kaza bilmem ki..? Halbuki ne kadar da iyi araba kullanırdım.
Olup bitenleri hatırlamaya çalışırken, dostlarımın çevremi
sardığını ve içinde bulunduğum tabutun kapağını örtmeye çalıştıklarını fark ettim. Onları engellemek için avazım çıktığı kadar bağırmak ve çırpınmak istediğim halde ne kımıldayabiliyor, ne de bir ses çıkartabiliyordum. Biraz sonra koyu bir karanlıkta kalmış ve gözlerimi tabutun tahtaları arasından sızan ışığa çevirmiştim. Dehşet içinde :
- Aman Allah'ım dedim. Ne olacak simdi halim..?
Korkudan hiçbir şey düşünemiyordum. Bu arada omuzlara kaldırılmış
ve sallana sallana götürülmeye başlanmıştım. Dışarıdaki seslerden yağmur yağdığı belli oluyor ve su damlacıklarının sesi, tabutumun gıcırtısına karışıyordu.
Cenaze namazı için camiye gidiyor olmalıydık. Cami deyince aklıma
gelmişti. Çok yakınımızda olmasına ve her gün 5 defa davet edilmeme rağmen bir türlü vakit bulup gidememiştim. Ama her zaman söylediğim gibi 50 yasına gelince namaza başlayacak ve herkesin şikayet ettiği kötü alışkanlıklarımı terk edecektim. Evet evet, şu kaza olmasaydı, ileride ne iyi bir insan olacaktım...
Daha önceden duyduğum ve nereden geldiğini kestiremediğim ses :
- "Geçti artık, geçti."diye tekrarladı.. "Bitti artık."
Biraz sonra namazım kılınmış ve tekrar omuzlara kaldırılmıştım.
Mahallemizdeki kahvehanenin önünden geçerken, her gün iskambil
oynadığımız arkadaşların neşeli kahkahalarını işitiyor ve "herhalde ölüm haberimi duymamış olacaklar" diye düşünüyordum.Sesler iyice uzaklaştığında eğik bir şekilde taşındığımı hissederek, mezarlığa çıkan yokuşu tırmandığımızı anladım.
Şiddetle yağan yağmurun tabuttaki çatlaklardan sızarak kefenimi yer yer
ıslattığının da farkındaydım. Buna rağmen dışarıda konuşulanlara kulak verdim.
Dostlarımın bir kısmı piyasadaki durgunluktan bahsediyor, bir kısmı da milli takımın son oyununu methediyordu. Tabutumu taşıyan diğer biri ise yanındakinin kulağına fısıldayarak :
Rahmetlinin tersliği, öldüğü günden belli, diyordu. Sırılsıklam
olduk birader..!
Duyduklarım herhalde yanlış olmalıydı. Yoksa bunlar, uykularımı onlar için feda ettiğim dostlarım değil miydi?
Yolculuğum bir müddet sonra bitmiş ve tabutum yere indirilmişti.
Kapak tekrar açıldı ve cansız vücudumu yakalayan kollar, beni dibinde su toplanmış olan çukura doğru indirdi...
Boylu boyunca yattığım yerden etrafıma baktım... Aman Allah'ım, bu
kabir değil miydi?
O ana kadar buraya gireceğimi neden düşünmemiştim...
Sessiz feryatlarımı kimseye duyuramıyor ve dostlarımın üzerimi
örtmek için yarıştığını hissediyordum. Tekrar zifiri karanlıkta kalmış ve bütün acizliğimle dua etmeye başlamıştım...
Ya Rabbi, diyordum. Bir fırsat daha yok mu, senin istediğin gibi
bir kul olayım. Ve kabrimi, Cennet bahçelerinden bir bahçeye çevireyim? Aynı ses, her zamankinden daha şiddetli olarak : "Geçti artık, geçti." diye
tekrarladı. "Her şey bitti artık." Mezarımı örten tahtaların üzerine atılan toprakların çıkardığı ses gök gürültüsünü andırıyor ve bütün benliğimi sarsıyordu...
Son bir gayretle yerimden fırlayarak gözlerimi açtım. Odamdaki
rahat yatağımda yatıyor, fakat korkunç bir kabus görüyordum. Bitişik dairede oturan doktor arkadaşım beni ayıltmaya çalışarak : "Geçti artık, geçti." diye bağırıp duruyordu. "Geçti, bak hiç bir şey kalmadı." Yattığım yerden yavaşça doğruldum.
Terden sırılsıklam olmuş ve sanki 20 kilo birden vermiştim. Dışarıda sağanak halinde yağmur yağıyor, simsek ve gök gürültüsünden bütün ev
sarsılıyordu.
Etrafımdakilerin şaşkın bakışları arasında kendimi toparlamaya
çalışırken :
- Ya Rabbi sana zerrelerim adedince şükürler olsun, diyordum. İyi bir
kul olmak için ya bir fırsat daha vermeseydin !...


Yazıyı paylaşmanız dileğiyle..

Gerçekleri görmemiz dileğiyle...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

ÖyLe Çok Şey Var ki ßak Sana Dair..

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Kategoriler

Arkadaşlarım

irayerbaa
lordoftheloneliness
yasamladans